Judit Polgár, tarihteki en büyük kadın satranç oyuncularından biri olarak kabul edilen Macar satranç büyükustasıdır. 23 Temmuz 1976 doğumlu Polgár, erkeklerin egemen olduğu satranç dünyasında büyük başarılara imza atmış ve dünya çapında en iyi 10 oyuncu arasında yer alan tek kadın olmuştur. 15 yaşında büyükusta unvanını kazanarak Bobby Fischer’in rekorunu kırmıştır.
Babası László Polgár’ın eğitimiyle satrançta gelişen Judit, dünya şampiyonları da dahil birçok büyükustayı yenmiştir. 2014’te profesyonel kariyerini sonlandırmış olsa da satranç eğitimi ve tanıtım çalışmalarına devam etmektedir.
İskenderiyeli Hypatia, Antik Yunan'da yaşamış filozof, matematikçi ve astronomdur. MS 350-370 yıllarında doğan Hypatia, İskenderiye'deki Neoplatonizm okulunda matematik, astronomi ve felsefe öğretmiş, Platon ve Arşimet'in çalışmalarını ilerletmiştir. Aynı zamanda geometri, cebir ve astronomi üzerine önemli katkılar sağlamış, Ptolemaios'un Almagest adlı eserine katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Hypatia, Pagan öğretileri ve bilimsel çalışmalarıyla tanınmış, ancak Hristiyanlık etkisinin arttığı dönemde hedef haline gelmiştir. MS 415 yılında bir grup Hristiyan fanatik tarafından öldürülmesi, antik dünyanın bilimsel gelişimine büyük bir darbe olarak kabul edilir. Hypatia, bilim ve felsefede kadınların yerini simgeleyen önemli bir figür olarak anılmaktadır.
Srinivasa Ramanujan, Hindistan’ın en büyük matematik dahilerinden biridir. 22 Aralık 1887’de Tamil Nadu’da doğmuş, resmi eğitim almamasına rağmen matematikte çığır açan çalışmalara imza atmıştır. 1913 yılında İngiliz matematikçi G. H. Hardy ile iletişime geçmiş ve Cambridge Üniversitesi’ne davet edilmiştir. Cambridge’de sayılar teorisi, sonsuz seriler ve eliptik fonksiyonlar gibi alanlarda önemli katkılar sağlamış, "Ramanujan hipotezi" ve "Ramanujan sayıları" gibi kavramlar geliştirmiştir. Sağlık sorunları nedeniyle 1919’da Hindistan’a dönmüş ve 1920’de 32 yaşında hayatını kaybetmiştir. Ramanujan, kısa yaşamına rağmen matematik dünyasında derin bir miras bırakmıştır.
Philip Emeagwali, Nijeryalı bilgisayar bilimci ve mühendis olup süper bilgisayar teknolojileri alanındaki çalışmalarıyla tanınır. 1954'te Nijerya'da doğan Emeagwali, petrol çıkarma işlemlerini optimize etmek için süper bilgisayar ağlarını kullanarak 1989’da Gordon Bell Ödülü’nü kazanmıştır. Paralel hesaplama ve süper bilgisayarların etkin kullanımı konusundaki yenilikleri, internet teknolojileri ve geniş ölçekli hesaplamalar için zemin hazırlamıştır. "Afrika’nın internet babası" olarak anılan Emeagwali, bilim ve teknoloji alanında Afrika’nın önde gelen isimlerinden biridir.
Garry Kasparov, satranç tarihinin en büyük oyuncularından biri olarak kabul edilen Rus satranç büyükustasıdır. 13 Nisan 1963’te doğan Kasparov, 1985 yılında Anatoli Karpov’u yenerek dünya şampiyonu olmuş ve bu unvanı kazanan en genç oyuncu olarak tarihe geçmiştir. 1996’da IBM’in Deep Blue bilgisayarını yense de, 1997’deki rövanşta Deep Blue’ya kaybederek yapay zekanın yükselişinde önemli bir rol oynamıştır. 2005’te satranç kariyerini sonlandıran Kasparov, siyasete yönelmiş ve Putin karşıtı bir aktivist olarak tanınmıştır. Satrançta modern eğitim projeleriyle genç yetenekleri desteklemeye devam etmektedir.
Voltaire (1694–1778), Aydınlanma Çağı’nın en önemli düşünürlerinden biridir. Özgürlük, hoşgörü ve din eleştirisi gibi konularda keskin fikirleriyle tanınmış, eserleriyle Fransız ve dünya edebiyatında derin izler bırakmıştır. 1717’de Bastille’de hapsedilmiş, sürgünler yaşamış ve İngiltere'de John Locke ile Isaac Newton’dan etkilenerek fikirlerini geliştirmiştir. En ünlü eserlerinden biri olan Candide (1759), aşırı iyimserliğe yönelik bir hicivdir. Hoşgörü Üzerine İnceleme (1763) adlı eserinde dinî fanatizmi eleştirerek hoşgörüyü savunmuştur. Eleştirel düşünce ve bireysel özgürlüklerin savunucusu olan Voltaire, modern demokrasinin temelini etkileyen önemli bir figürdür.
Albert Einstein (1879–1955), modern fiziğin öncüsü ve 20. yüzyılın en önemli bilim insanlarından biridir. Özel görelilik teorisiyle E=mc² denklemine imza atmış, genel görelilik teorisiyle kütle-uzay-zaman ilişkisini açıklamıştır. 1921’de Nobel Fizik Ödülü’nü, fotoelektrik etki üzerine yaptığı çalışmalarıyla kazanmıştır. Einstein’ın çalışmaları, fizik, astronomi ve teknoloji alanlarında devrim yaratmış, GPS gibi sistemlerin temelini oluşturmuştur. Nazi Almanyası’ndan kaçarak ABD’ye yerleşmiş, nükleer silahların tehlikesine karşı barış yanlısı bir tutum benimsemiştir. Bilimsel dehası ve toplumsal duyarlılığıyla, bilim dünyasında derin bir miras bırakmıştır.
Marilyn vos Savant, üstün zekâsı ve entelektüel başarılarıyla tanınan Amerikalı bir yazar ve köşe yazarıdır. 11 Ağustos 1946’da doğmuş, 1985’te Guinness Dünya Rekorları’nda en yüksek IQ’ya (228) sahip kişi olarak kaydedilmiştir. 1986’da Parade dergisinde yazmaya başladığı *Ask Marilyn* köşesiyle tanınmış, okuyucuların mantık bulmacaları ve matematik sorularını yanıtlamıştır. Monty Hall Problemi’ne verdiği çözüm, başlangıçta tartışma yaratmış olsa da matematiksel olarak doğrulanmıştır. Vos Savant, mantık ve eleştirel düşüncenin önemini vurgulayan yazıları ve kitaplarıyla pek çok kişiye ilham vermiştir.
Mislav Predavec, Hırvatistanlı bir matematikçi, öğretmen ve iş insanıdır. Yüksek IQ'su ile tanınan Predavec, özellikle 2012 yılında "Dünyanın En Zeki 10 İnsanı" listesinde yer alarak ün kazanmıştır. IQ testlerinde aldığı yüksek puanlarla dikkat çeken Predavec, aynı zamanda yüksek IQ'lu bireyler için “GenerIQ Society” adlı bir organizasyonun kurucusudur.
Platon (MÖ 427–347), Antik Yunan’ın en önemli filozoflarından biridir ve Batı felsefesinin temellerini atan düşünürlerdendir. Sokrates’in öğrencisi, Aristoteles’in hocası olan Platon, "idealar teorisi" ve "mağara alegorisi" gibi kavramlarıyla tanınır. "Devlet", "Sokrates’in Savunması" ve "Şölen" gibi eserlerinde adalet, erdem ve ideal toplum düzeni gibi konuları ele almıştır. Ayrıca, Batı dünyasının bilinen ilk yüksek eğitim kurumu olan Akademi’yi kurarak bilim ve felsefe alanında büyük katkılar sağlamıştır. Platon’un düşünceleri, Batı düşüncesinin gelişiminde kalıcı bir etki bırakmıştır.
Aristoteles (MÖ 384–322), Antik Yunan’ın en büyük filozoflarından biri olup, Platon’un öğrencisi ve Büyük İskender’in hocasıdır. Mantık, metafizik, etik, siyaset ve biyoloji gibi birçok alana katkıda bulunmuş, "orta yol" ve "dört neden teorisi" gibi kavramlarıyla tanınmıştır. Eserleri arasında *Nikomakhos’a Etik*, *Politika* ve *Metafizik* gibi klasikler yer alır. Platon’un idealar dünyasını eleştirerek gerçekliğin bu dünyada olduğunu savunmuş ve ampirik bir yaklaşım benimsemiştir. Aristoteles’in düşünceleri, Batı felsefesi ve biliminde derin bir miras bırakmıştır.
Marie Curie (1867–1934), radyoaktivite alanındaki öncü çalışmalarıyla tanınan Polonyalı-Fransız bir fizikçi ve kimyagerdir. İki farklı alanda Nobel Ödülü (Fizik ve Kimya) kazanan ilk ve tek kişi olma unvanına sahiptir. Curie, eşi Pierre ile birlikte polonyum ve radyum elementlerini keşfetmiş, radyoaktivite kavramını bilim dünyasına kazandırmıştır. I. Dünya Savaşı sırasında mobil röntgen cihazlarıyla tıpta devrim yaratmıştır. Radyasyona uzun süre maruz kalması nedeniyle 1934’te yaşamını yitiren Curie, bilim dünyasında kadınların rolünü değiştiren bir figür olarak anılmaktadır.
Galileo Galilei (1564–1642), modern bilimin öncüsü kabul edilen İtalyan astronom, fizikçi ve matematikçidir. Teleskopla yaptığı gözlemlerle Jüpiter’in uydularını, Venüs’ün evrelerini ve Güneş lekelerini keşfetmiş, Kopernik’in Güneş merkezli evren modelini desteklemiştir. Serbest düşme yasası ve eylemsizlik prensibi gibi fiziksel yasaları formüle ederek Newton’un hareket yasalarına temel oluşturmuştur. Bilimsel yöntemi vurgulayan Galileo, dini dogmalarla çatışmış ve Engizisyon tarafından ev hapsine mahkûm edilmiştir. Çalışmaları, bilimsel devrimin ve modern bilimin temel taşlarını atmıştır.
Gottfried Wilhelm Leibniz (1646–1716), Alman filozof, matematikçi ve bilim insanıdır. Diferansiyel ve integral kalkülüsü Newton’dan bağımsız olarak geliştirmiş ve kullandığı notasyonlar günümüzde hâlâ kullanılmaktadır. Ayrıca, ikili (binary) sayı sistemini keşfederek modern bilgisayar teknolojisinin temelini atmıştır. Leibniz’in felsefi katkıları arasında Monadoloji ve "en iyi olanaklı dünya" teorisi bulunur. Çalışmaları matematik, mantık ve felsefeyi birleştirmiş, hem modern bilim hem de felsefenin gelişimine derin etkiler bırakmıştır. Mirası, bilgisayar bilimleri ve mantık alanlarında bugün de devam etmektedir.
Sir Isaac Newton (1643–1727), hareket yasaları ve evrensel kütleçekimi kuramıyla modern bilimin temellerini atan İngiliz fizikçi ve matematikçidir. Diferansiyel ve integral kalkülüsü Leibniz ile bağımsız olarak geliştiren Newton, optikte beyaz ışığın renklerine ayrılmasını keşfetmiş ve yansıtmalı teleskopu icat etmiştir. 1687'de yayımladığı *Principia* adlı eserinde hareket yasalarını ve kütleçekim teorisini açıklayarak bilimsel devrimin zirvesini temsil etmiştir. Bilimsel çalışmaları, doğa yasalarının matematiksel olarak ifade edilebileceğini göstererek modern bilimin temel taşlarını oluşturmuştur. Newton, bilim tarihinde en büyük dehalardan biri olarak kabul edilir.
Nikola Tesla (1856–1943), alternatif akım (AC) elektrik sisteminin geliştirilmesiyle modern elektriğin temelini atan bir mucit ve mühendisdir. AC sisteminin uzun mesafelerde enerji iletimindeki verimliliği ve transformatörlerin kullanımını geliştiren Tesla, George Westinghouse ile işbirliği yaparak AC sistemini yaygınlaştırmıştır. Tesla bobini, kablosuz iletişim ve X-ışınları gibi alanlarda da öncü çalışmalar yapmıştır. Ancak, yaşamının son yıllarını finansal zorluklarla geçirmiştir. Tesla’nın buluşları, modern mühendislik ve teknolojide devrim yaratmış ve günümüzde elektrikli araç şirketi Tesla Motors gibi birçok kuruluş onun mirasını yaşatmaktadır.
Leonardo da Vinci (1452–1519), Rönesans’ın en önemli sanatçı ve bilim insanlarından biridir. *Mona Lisa* ve *Son Akşam Yemeği* gibi sanat eserleriyle tanınan Leonardo, aynı zamanda uçan makineler, anatomi çalışmaları ve mühendislik projeleriyle bilim ve sanatı birleştiren bir dahidir. Doğayı gözlemleyerek insan vücudu, ışık ve su hareketleri üzerine detaylı çizimler yapmış, bilimsel yöntemleri ve gözlemleriyle birçok alanda öncü olmuştur. Sanatı ve bilimi birleştiren yaklaşımı, modern dünyayı şekillendirmiş ve mirası, yaratıcılığın sınırlarını zorlamaya ilham vermiştir.
Bobby Fischer (1943–2008), Amerikalı bir satranç büyük ustası ve satranç tarihinin en etkili figürlerinden biridir. 1972'de Boris Spassky’i yenerek dünya şampiyonu olmuş ve bu başarı, Soğuk Savaş döneminde büyük bir sembolik önem taşımıştır.
Fischer, yaratıcı oyun tarzı ve açılış teorisine katkılarıyla tanınır. Ancak tartışmalı açıklamaları ve kişisel sorunları, kariyerini gölgeledi. Satranca olan katkıları, sonraki nesiller üzerinde derin bir etki bırakmış ve satrancın popülaritesini artırmıştır.
Stephen Hawking (1942–2018), kara delikler, genel görelilik ve evrenin başlangıcı üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan İngiliz teoretik fizikçi ve kozmologdur. ALS hastalığına rağmen, bilim dünyasında önemli katkılarda bulunmuş ve "Hawking radyasyonu" gibi kavramlarla tanınmıştır.
1988'de yayımladığı *Zamanın Kısa Tarihi*, evrenin işleyişini geniş kitlelere anlatan popüler bir bilim kitabı olarak büyük bir başarı kazanmıştır. Hawking, fizik alanındaki çalışmalarıyla birçok ödül almış ve bilim dünyasında engelleri aşmanın sembolü olmuştur. Mirası, bilim ve insanlık için ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.
William Shakespeare (1564–1616), İngiliz şair, oyun yazarı ve aktör olarak edebiyat tarihinin en büyük isimlerinden biridir. İngiliz edebiyatının en önemli figürü kabul edilen Shakespeare, eserleriyle tiyatro ve sanat dünyasında kalıcı bir etki bırakmıştır.
Shakespeare, "Hamlet," "Macbeth," "Othello" ve "Kral Lear" gibi trajediler, "A Midsummer Night's Dream" ve "Twelfth Night" gibi komediler yazmış; insan doğası, aşk, iktidar ve intikam gibi evrensel temaları işlemiştir. Dili ustaca kullanması ve yeni kelimeler yaratmasıyla edebiyat dünyasında çığır açmıştır.
1616 yılında Stratford-upon-Avon’da yaşamını yitiren Shakespeare’in eserleri, günümüzde hâlâ tiyatro sahnelerinde ve edebiyat dünyasında önemli bir yere sahiptir. Doğum günü, 23 Nisan, aynı zamanda Dünya Kitap Günü olarak kutlanmaktadır.
Johann Wolfgang von Goethe (1749–1832), Alman edebiyatının en büyük figürlerinden biri olup, yazdığı eserlerle Romantik dönemin gelişiminde büyük bir rol oynamıştır. *Genç Werther’in Acıları* adlı romanıyla gençlik kültürüne derin bir etki bırakmış, iki bölümlük dramatik başyapıtı *Faust* ile insanın ruhsal ve ahlaki sorgulamalarını felsefi bir derinlikle ele almıştır.
Goethe, yalnızca bir yazar değil, aynı zamanda renk teorisi üzerine çalışmalarıyla bilim insanı ve doğaya olan sevgisini şiirlerine yansıtan bir şairdir. 1832’de Weimar’da yaşamını yitiren Goethe, edebiyat, sanat ve düşünce dünyasında kalıcı bir etki bırakmıştır. Eserleri, bugün bile ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.
Christopher Hirata (1982 doğumlu), Amerikalı astrofizikçi ve fizikçi olup, kozmoloji, karanlık enerji ve karanlık madde üzerine yaptığı çalışmalarla tanınır. 13 yaşında Caltech'te fizik eğitimine başlayıp, 16 yaşında lisansını tamamladı ve 20 yaşında Princeton Üniversitesi'nde astrofizik doktorasını tamamladı.
17 yaşında NASA’nın Mars misyonlarına katkı sağladı ve kozmoloji, galaksilerin oluşumu ve evrenin genişlemesi üzerine araştırmalar yaptı. Akademik kariyerine UCI’de devam eden Hirata, genç yaşta elde ettiği başarılarıyla bilim dünyasında önemli bir figür olarak görülmektedir.
Terence Tao (1975 doğumlu), Avustralyalı matematikçi olup, sayı teorisi, analitik matematik, parçalı diferansiyel denklemler ve kombinatorik gibi alanlardaki çalışmalarıyla tanınır. 2 yaşında matematik yeteneği fark edilen Tao, 10 yaşında ulusal matematik olimpiyatında altın madalya kazanmış, 16 yaşında UCLA’dan mezun olmuş ve 21 yaşında Princeton’dan doktora almıştır.
Tao, *Green-Tao Teoremi* gibi önemli çalışmalarıyla bilinir ve 2006 yılında Fields Madalyası kazanarak matematikteki en prestijli ödüllerden birine layık görülmüştür. Matematiğe yaptığı katkılar ve öğretim faaliyetleriyle modern matematiğin en etkili figürlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
William James Sidis (1898–1944), Amerikalı bir dâhi ve matematikçi olup, olağanüstü zekasıyla tanınmıştır. 4 yaşında okuma yazmayı öğrenen Sidis, 11 yaşında Harvard’a kabul edilen en genç öğrenci olmuş ve 16 yaşında matematik lisansını tamamlamıştır.
Sidis, matematikten dilbilime kadar birçok alanda yetenek göstermiş, 25 dili konuşabildiği iddia edilmiştir. Ancak, toplumun yüksek beklentileri ve medyanın baskısı nedeniyle daha sıradan bir yaşam sürmeyi tercih etmiştir. 1944 yılında 46 yaşında hayatını kaybeden Sidis, zekâ ve toplumsal baskı arasındaki karmaşık ilişkiye dair ilham verici bir hikâye sunmaktadır.
Nicolaus Copernicus (1473–1543), Polonyalı astronom ve matematikçi olup, Güneş merkezli (heliosentrik) evren modelini geliştiren modern astronominin öncüsüdür. En önemli eseri, 1543’te yayımlanan *De revolutionibus orbium coelestium* adlı çalışmasıdır.
Copernicus, Dünya ve gezegenlerin Güneş etrafında döndüğünü savunarak, o dönemde hâkim olan Dünya merkezli (geosentrik) görüşe meydan okumuştur. Bu model, Galileo, Kepler ve Newton gibi bilim insanlarını derinden etkilemiş ve bilimsel devrimin temelini atmıştır.
Astronomi dışında tıp, hukuk ve ekonomiyle de ilgilenen Copernicus, 1543 yılında hayatını kaybetmiş, çalışmaları modern bilimin en önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul edilmiştir.
Leonhard Euler (1707–1783), İsviçreli matematikçi ve fizikçi olarak matematik tarihinin en önemli figürlerinden biridir. Euler, analitik matematik, sayılar teorisi, graf teorisi ve mekanik gibi birçok alanda çığır açıcı çalışmalara imza atmıştır.
Euler, matematiksel notasyona büyük katkılar yaparak,
\( e \),
\( \pi \) ve
\( i \) gibi sembollerin kullanımını standartlaştırmıştır. Ayrıca, Konigsberg köprüleri problemiyle graf teorisinin temellerini atmıştır. Görme yetisini kaybetmesine rağmen, matematiksel çalışmaları hayatı boyunca devam etmiştir.
800’den fazla makale ve kitap yayımlayan Euler, modern matematiğin gelişiminde öncü bir rol oynamış ve adı günümüzde birçok matematiksel kavramla anılmaya devam etmektedir.
Carl Friedrich Gauss (1777–1855), Alman matematikçi ve fizikçi olarak matematik tarihinin en etkili isimlerinden biridir. Sayı teorisi, analiz, diferansiyel geometri ve istatistik gibi alanlara yaptığı katkılarla tanınır.
Genç yaşta yetenekleri fark edilen Gauss, 1799'da yayımladığı *Disquisitiones Arithmeticae* adlı eseriyle matematikte devrim yarattı. Sayılar teorisi, "Gauss eğrisi" ve yüzey eğriliği gibi kavramlarla birçok alanda derin izler bıraktı. Astronomi alanında da çalışan Gauss, asteroitlerin yörüngelerini hesaplamada önemli katkılarda bulundu.
23 Şubat 1855’te hayata veda eden Gauss, "Matematiğin Prensi" unvanıyla anılır ve bilim dünyasında kalıcı bir mirasa sahiptir.
Thomas Young (1773–1829), İngiliz fizikçi, doktor ve şair olarak, özellikle optik ve dalga teorisine yaptığı katkılarla tanınır.
Young, 1801'de gerçekleştirdiği çoklu slit deneyi ile ışığın dalga doğasını kanıtlayarak modern fiziğin temel taşlarını attı. Ayrıca, "Young modülü" ile malzemelerin elastikiyetini ölçen bir yöntem geliştirdi. Görme ve renk algısı üzerine çalışmalarıyla insan gözünün işleyişine dair önemli bilgiler sundu.
Eski Mısır hiyerogliflerini çözmeye yönelik çabaları, Rosetta Taşı üzerindeki yazıların anlaşılmasına katkı sağladı. 1829’da Londra’da vefat eden Young, optik, dil bilimi ve malzeme bilimi gibi alanlarda çok yönlü bir miras bıraktı.
Rudolf Clausius (1822–1888), Alman fizikçi ve mühendis olarak termodinamiğin temel ilkelerini geliştiren öncülerden biridir.
Clausius, enerjinin dönüşümü ve sıcaklık konularındaki çalışmalarıyla tanınır. 1850'lerde, termodinamiğin temel yasalarını formüle etmiş ve entropi kavramını tanımlamıştır. Entropi, bir sistemin düzensizliğinin ölçüsü olarak, enerji dönüşüm süreçlerini anlamada önemli bir rol oynar. Ayrıca, ısı motorlarının çalışma prensipleri üzerine yaptığı araştırmalar, mühendislik ve sanayide yeniliklere yol açmıştır.
24 Ağustos 1888'de hayatını kaybeden Clausius, enerji, sıcaklık ve iş arasındaki ilişkileri açıklayan çalışmalarıyla modern fizik ve mühendisliğe kalıcı bir miras bırakmıştır.
James Clerk Maxwell (1831–1879), İskoç fizikçi ve matematikçi olarak elektromanyetizma ve kinetik teoriye yaptığı katkılarla tanınır. Maxwell, modern fiziğin temel taşlarından biri olarak kabul edilen Maxwell denklemlerinin geliştiricisidir.
Maxwell, elektrik ve manyetizma arasındaki ilişkiyi tanımlayan çalışmalarıyla elektromanyetik teorinin temelini atmıştır. Maxwell denklemleri, ışığın elektromanyetik dalgalar olarak yayıldığını göstererek iletişim teknolojilerinin gelişimine zemin hazırlamıştır. Ayrıca, gaz moleküllerinin hız dağılımını tanımlayan Maxwell-Boltzmann dağılımıyla kinetik teoriye önemli katkılar sağlamıştır.
5 Kasım 1879’da hayatını kaybeden Maxwell, çalışmalarıyla modern fizik ve mühendislikte derin bir miras bırakmıştır.
Bill Gates (William Henry Gates III), 28 Ekim 1955 doğumlu Amerikalı iş insanı, yazılımcı ve hayırseverdir. Microsoft’un kurucu ortağı olarak teknoloji dünyasında büyük bir devrim yaratmış ve küresel hayırseverlik çalışmalarıyla tanınmıştır.
Gates, 1975’te Harvard’daki eğitimini bırakarak Paul Allen ile Microsoft’u kurdu. 1985’te Windows işletim sistemini piyasaya sürerek kişisel bilgisayarların yaygınlaşmasında önemli bir rol oynadı. 2000 yılında eşi Melinda ile Bill ve Melinda Gates Vakfı’nı kurarak sağlık, eğitim ve yoksullukla mücadele alanlarında çalışmalar yaptı.
Gates, teknolojiye olan katkıları ve dünya genelindeki hayırseverlik projeleriyle modern çağın en etkili isimlerinden biri olarak anılmaktadır.
Sir Andrew John Wiles (d. 11 Nisan 1953), İngiliz matematikçi olup, Fermat'ın Son Teoremi'ni kanıtlamasıyla tanınır. Sayılar teorisi alanındaki çalışmalarıyla, matematik tarihindeki en önemli başarılarından birini elde etmiştir.
Wiles, Oxford ve Cambridge üniversitelerinde eğitim aldıktan sonra 1994 yılında Fermat’ın 358 yıl boyunca kanıtlanamayan teoremini çözerek matematik dünyasında büyük bir devrim yarattı. İlk kanıtında tespit edilen eksiklikleri düzelten Wiles, çalışmasını 1997’de son haliyle yayımladı.
Çalışmaları sayesinde Abel Ödülü ve Royal Society üyeliği gibi birçok prestijli ödül kazanan Wiles, matematik dünyasında kalıcı bir etki bırakmış ve genç matematikçilere ilham kaynağı olmuştur.
Oktay Sinanoğlu (1934–2015), Türk kimyager, akademisyen ve bilim insanıdır. Modern kimyanın Türkiye'deki gelişimine önemli katkılarda bulunmuş, özellikle teorik kimya ve moleküler modelleme alanındaki çalışmalarıyla tanınmıştır.
Sinanoğlu, İstanbul Üniversitesi Kimya Bölümü'nden mezun olduktan sonra Yale Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. 1960’larda teorik kimya üzerine çalışmalarıyla dünya çapında tanındı ve Türkiye’ye dönerek bilim eğitimine katkılar sundu.
Popüler bilim yazıları ve kitaplarıyla bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı hedefleyen Sinanoğlu, genç kuşaklara ilham kaynağı oldu. 19 Nisan 2015’te hayatını kaybeden Sinanoğlu, Türkiye’nin bilim tarihinde önemli bir yere sahiptir.
Mehmet Fuat Köprülü (1890–1966), Türk edebiyatçı, tarihçi, akademisyen ve siyasetçidir. Türk edebiyatı ve kültürü üzerine yaptığı çalışmalarıyla tanınan Köprülü, Türkiye'nin modern edebiyat anlayışının gelişiminde önemli bir rol oynamıştır.
Selanik’te doğan Köprülü, İstanbul Üniversitesi’nde Felsefe ve Edebiyat eğitimi aldı ve Türk dili ile edebiyatı üzerine birçok araştırma gerçekleştirdi. *Türk Edebiyatı Tarihi* gibi eserleri, edebiyatın tarihi gelişimini derinlemesine inceleyen önemli kaynaklar arasında yer alır. Türk halk edebiyatı ve kültürüne dair derlemeleri, bu alandaki çeşitliliği ve zenginliği gözler önüne sermiştir.
1946–1949 yılları arasında milletvekilliği yapan Köprülü, akademik çalışmaları ve siyasi kariyeriyle Türkiye’nin edebiyat ve kültür alanlarına kalıcı katkılarda bulunmuştur. 28 Temmuz 1966’da hayatını kaybeden Köprülü, Türk edebiyat tarihine adını yazdıran önemli isimlerden biridir.
Ali Kuşçu (1403–1474), Osmanlı dönemi matematikçisi ve astronomudur. Türk-İslam bilim geleneğinin önemli temsilcilerinden olan Kuşçu, özellikle astronomi ve matematikteki çalışmalarıyla tanınır.
Semerkand’da doğan Kuşçu, Ulugh Beg’in yanında eğitim almış, gök cisimlerinin hareketlerini inceleyerek astronomik tablolar oluşturmuş ve matematikte trigonometri ile geometriye katkıda bulunmuştur.
Fatih Sultan Mehmet’in davetiyle İstanbul’a gelen Kuşçu, Osmanlı bilim dünyasında önemli bir yer edinmiş ve İstanbul Üniversitesi’nin kuruluşunda görev almıştır. 1474’te vefat eden Kuşçu, çalışmalarıyla Osmanlı’nın bilimsel gelişimine büyük katkılar sağlamıştır.
Paul Allen (21 Ocak 1953 – 15 Ekim 2018), Amerikalı iş insanı, yazılımcı ve Microsoft'un kurucu ortağıdır. Teknoloji dünyasındaki yenilikçi vizyonu ve hayırseverlik çalışmalarıyla tanınır.
Allen, 1975’te Bill Gates ile birlikte Microsoft’u kurdu ve şirketin büyümesinde kilit rol oynadı. 1983’te Microsoft’tan ayrılmasına rağmen teknoloji ve bilim alanındaki yatırımlarını sürdürdü. NBA takımı Portland Trail Blazers ve NFL takımı Seattle Seahawks'un sahibi olarak spor dünyasında da tanındı.
Paul Allen, kurduğu hayır kurumları aracılığıyla eğitim, sağlık, bilim ve sanata önemli katkılar sağladı. 2018’de lenfoma nedeniyle hayatını kaybeden Allen, teknoloji ve hayırseverlik alanındaki mirasıyla geniş bir kitleye ilham olmaya devam etmektedir.
Celal Şengör (24 Mart 1955 doğumlu), Türk jeolog ve bilim insanıdır. Özellikle tektonik, yer bilimleri ve jeomorfoloji alanlarında uluslararası alanda tanınmış çalışmalarıyla bilinir.
İstanbul’da doğan Şengör, 1975 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü'nden mezun oldu. Daha sonra Stanford Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlayarak jeoloji alanında uzmanlaştı.
Türkiye ve dünya genelinde jeolojik yapılar ve yer kabuğu hareketleri üzerine yaptığı araştırmalarla dikkat çeken Şengör, birçok bilimsel makale yayımlamış ve prestijli ödüller kazanmıştır. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde uzun yıllar öğretim üyeliği yapan Şengör, Türk jeolojisinin önde gelen isimlerinden biri olarak anılmaktadır.
İlber Ortaylı (d. 21 Mayıs 1947), Türk tarihçi, akademisyen ve yazar olarak Osmanlı ve modern Türk tarihi üzerine yaptığı önemli çalışmalarla tanınmaktadır.
Viyana’da doğan Ortaylı, İstanbul Üniversitesi’nde tarih eğitimi aldı ve 1974’te doktorasını tamamladı. Harvard Üniversitesi dahil birçok prestijli üniversitede dersler verdi ve Türk Tarih Kurumu başkanlığı yaptı.
Osmanlı tarihi, modernleşme ve Batı ile ilişkiler üzerine yazdığı eserleri, Türk tarihçiliğinde referans kabul edilmektedir. Akademik çalışmaları ve geniş vizyonuyla İlber Ortaylı, tarih bilincini geniş kitlelere ulaştırarak büyük bir etki yaratmıştır.
Afet İnan (1908–1985), Türk tarihçi, akademisyen, yazar ve Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi kızı olarak Türkiye’nin modernleşme sürecinde önemli bir rol üstlenmiştir.
Selanik’te doğan İnan, İstanbul Üniversitesi’nde tarih eğitimi almış ve Türk tarihi üzerine akademik çalışmalar yapmıştır. Kadınların eğitimine ve toplumsal hayata katılımına büyük önem veren İnan, bu alandaki katkılarıyla dikkat çekmiştir.
Atatürk’ün ideallerini yaşatarak onun anılarını ve görüşlerini gelecek nesillere aktarmada önemli bir rol oynayan İnan, Türkiye’de kadın haklarının gelişimine yönelik çalışmalarıyla kalıcı bir miras bırakmıştır.
Halil İnalcık (7 Temmuz 1916 – 25 Temmuz 2016), Osmanlı tarihi alanında dünya çapında tanınan bir Türk tarihçidir. Sosyal, ekonomik ve kültürel tarih üzerine yaptığı araştırmalarla Osmanlı tarihine yeni bir perspektif kazandırmıştır.
İstanbul’da doğan İnalcık, İstanbul Üniversitesi’nde tarih eğitimi almış ve 1940’ta Türkiye’nin ilk doktora unvanını alan tarihçilerden biri olmuştur. Ankara Üniversitesi’nde uzun yıllar görev yapmış, daha sonra ABD’de çeşitli üniversitelerde dersler vermiştir.
“Osmanlı İmparatorluğu: Klasik Çağ” gibi eserleriyle tanınan İnalcık, tarihsel metodolojideki yenilikçi yaklaşımları ve Osmanlı’nın çok kültürlü yapısına dair analizleriyle tarihe önemli bir miras bırakmıştır.
Uğur Şahin (d. 19 Eylül 1965), Türk asıllı Alman tıp doktoru ve biyoteknoloji uzmanıdır. BioNTech-Pfizer COVID-19 aşısının geliştirilmesindeki rolüyle dünya çapında tanınmaktadır.
Türkiye'nin Tarsus ilçesinde doğan Şahin, ailesiyle birlikte Almanya’ya göç etti. Mainz Üniversitesi’nde tıp eğitimini tamamladıktan sonra kanser araştırmaları üzerine doktora yaptı. 2008 yılında eşi Özlem Türeci ile birlikte BioNTech’i kurarak, mRNA teknolojisiyle bireyselleştirilmiş kanser tedavileri ve aşılar geliştirmeye odaklandı.
COVID-19 pandemisi sırasında BioNTech, Pfizer ile iş birliği yaparak hızlı bir şekilde mRNA tabanlı bir aşı geliştirdi. BioNTech-Pfizer aşısı, pandeminin kontrol altına alınmasında kritik bir rol oynadı ve modern biyoteknolojinin gücünü gözler önüne serdi.
Uğur Şahin, tıp ve biyoteknoloji alanındaki katkılarıyla uluslararası alanda takdir edilmiş, birçok ödül kazanmış ve ilham kaynağı olmuştur.
Cahit Arf (11 Ekim 1910 – 26 Aralık 1997), Türk matematikçi ve akademisyendir. Cebirsel sayılar ve fonksiyonlar teorisindeki çalışmalarıyla tanınan Arf, Türk matematik eğitiminin öncülerindendir.
Selanik’te doğan Arf, İstanbul Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Sorbonne Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. Türkiye’ye döndükten sonra, İstanbul Üniversitesi ve ODTÜ gibi kurumlarda öğretim üyeliği yaptı.
"Arf halkası" gibi katkılarıyla uluslararası matematik camiasında tanınan Arf, TÜBİTAK Üstün Hizmet Ödülü’ne layık görülmüştür. Matematikteki başarıları ve bilimsel katkılarıyla anılmaya devam etmektedir.
Özlem Türeci (d. 6 Mart 1967), Türk asıllı Alman tıp doktoru ve biyoteknoloji uzmanıdır. COVID-19 aşısı BioNTech-Pfizer’in geliştirilmesinde kritik bir rol oynamıştır.
Türeci, Almanya’da doğmuş ve tıp eğitimini Saarland Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Kanser immünoterapisi alanında yaptığı araştırmalarla dikkat çekmiştir. 2008’de eşi Uğur Şahin ile birlikte BioNTech’i kurmuş, kanser ve enfeksiyon hastalıkları üzerine yenilikçi çalışmalara öncülük etmiştir.
Pandemi sırasında, mRNA teknolojisiyle COVID-19 aşısını geliştiren ekipte yer alarak büyük bir başarıya imza atmıştır. Bilimsel katkılarıyla uluslararası alanda birçok ödüle layık görülen Türeci, modern tıbbın gelişiminde ilham veren bir figür olarak tanınmaktadır.
Aziz Sancar (d. 8 Eylül 1946), Türk biyokimyacı ve moleküler biyologdur. DNA onarımı ve kanser araştırmaları alanındaki çalışmalarıyla tanınan Sancar, 2015 Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan ilk Türk bilim insanıdır.
Mardin’in Savur ilçesinde doğan Sancar, tıp eğitimini İstanbul Üniversitesi’nde tamamladı. Daha sonra ABD’de North Carolina Üniversitesi’nde biyokimya alanında doktora yaptı. DNA onarım mekanizmaları ve kanser araştırmaları üzerine yaptığı çalışmalar, bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı.
2015’te Nobel Ödülü’ne layık görülen Aziz Sancar, bilimsel katkılarıyla modern biyokimyanın öncü isimlerinden biri haline gelmiştir. Genç araştırmacılara ilham kaynağı olmaya devam eden Sancar, Türkiye’nin bilimsel alandaki başarılarını uluslararası alanda temsil etmektedir.
İbn-i Haldun (27 Mayıs 1332 – 17 Mart 1406), Tunuslu tarihçi ve sosyologdur. *Mukaddime* adlı eseriyle modern tarih ve sosyolojinin temellerini atmıştır.
Tunus’ta doğan Haldun, İslam bilimleri ve felsefe eğitimi aldı, çeşitli devlet görevlerinde bulundu. *Mukaddime*’de, toplumların yükselişi ve çöküşünü "asabiyah" (sosyal dayanışma) kavramıyla açıklamıştır.
1406’da Kahire’de vefat eden İbn-i Haldun, sosyal bilimlerde çığır açan fikirleriyle anılmaya devam etmektedir.
Hezarfen Ahmet Çelebi, 17. yüzyılda yaşamış Osmanlı bilim insanı ve havacılık öncüsüdür. 1638 yılında, Galata Kulesi'nden kendi tasarladığı kanatlarla uçmuş ve İstanbul Boğazı'nı geçerek Üsküdar’a inmiştir. Bu deneme, insanlık tarihindeki ilk uçuşlardan biri olarak kabul edilir.
Ahmet Çelebi’nin uçuş denemeleri, Osmanlı bilim tarihinde önemli bir yer tutar ve havacılığın öncülerinden biri olarak saygıyla anılmaktadır.
Mimar Sinan (c. 1489 – 17 Temmuz 1588), Osmanlı İmparatorluğu'nun en büyük mimarı ve mühendislerinden biridir. "Koca Mimar" olarak anılan Sinan, cami, medrese, köprü gibi yüzlerce eser inşa ederek Osmanlı mimarisine yön vermiştir.
En önemli eserleri arasında Süleymaniye Camii (1557) ve Selimiye Camii (1575) yer alır. Selimiye Camii, mimarlık ve mühendislik açısından onun başyapıtı olarak kabul edilir. Sinan, tasarımlarında estetik, işlevsellik ve mühendislik bilgisini birleştirerek Osmanlı mimarisine kalıcı bir miras bırakmıştır.
Mimar Sinan, dünya mimarlık tarihinin en büyük ustalarından biri olarak kabul edilir ve eserleriyle hem Osmanlı hem de modern mimarlık üzerinde derin bir etki bırakmıştır.
İbn Sina (980–1037), Batı’da Avicenna olarak bilinen, İslam dünyasının en büyük filozoflarından, hekimlerinden ve bilim insanlarından biridir. Tıp, felsefe, matematik, astronomi gibi birçok alandaki katkılarıyla tarihe damga vurmuştur. En tanınmış eserleri Tıbbın Kanunu ve Kitabü'ş-Şifadır.
Hayatı:
980 yılında bugünkü Özbekistan’da doğan İbn Sina, genç yaşta matematik, felsefe, tıp gibi alanlarda eğitim aldı. 18 yaşında ünlü bir hekim oldu ve birçok devlet adamına danışmanlık yaptı. Siyasi baskılar nedeniyle sık sık şehir değiştirdi ve 1037’de Hamedan’da hayatını kaybetti.
Çalışmaları:
- Tıbbın Kanunu, 700 yıl boyunca Avrupa’nın temel tıp kitabı olarak okutuldu. Beş ciltlik bu eser, hastalıkların teşhisi ve tedavisinde sistematik bir yaklaşım sundu.
- Felsefede, "zorunlu varlık" ve "mümkün varlık" kavramlarını geliştirdi. Tanrı’yı, varlığı zorunlu olan, diğer her şeyin kaynağı olarak tanımladı.
- Kitabü'ş-Şifa, metafizik, mantık, tıp ve matematiği kapsayan ansiklopedik bir çalışmadır.
Mirası:
Eserleri Orta Çağ'da Arapçadan Latinceye çevrilmiş ve Batı’da büyük bir etki yaratmıştır. Özellikle Skolastik Dönem düşünürleri onun fikirlerinden ilham almıştır. İbn Sina, bilime sistematik bir yaklaşım kazandırmış ve modern bilimlerin temel taşlarından biri olmuştur.
Ömer Hayyam (1048–1131), Persli filozof, matematikçi, astronom ve şairdir. Üçüncü dereceden denklemler ve Celali Takvimi üzerindeki çalışmalarıyla bilimde iz bırakan Hayyam, rubaileriyle hayatın geçiciliği, aşk ve insanın evrendeki yeri gibi temaları işleyerek edebiyatta da kalıcı bir etki bırakmıştır. Hem Doğu hem Batı dünyasında eserleriyle tanınan Hayyam, bilim ve edebiyatın önde gelen isimlerinden biridir.
Biruni (973–1048), Orta Çağ İslam dünyasının önde gelen bilim insanlarından biri olup, astronomi, matematik, coğrafya ve doğa bilimlerine yaptığı katkılarla tanınır.
Dünya’nın yuvarlaklığı ve hareketi üzerine teoriler geliştirmiş, yerin yarıçapını doğru şekilde hesaplamış, trigonometri ve geometri alanında yenilikler sunmuştur.
Hindistan'ın kültürel, dini ve bilimsel yapısını incelediği Tahkik ma li'l-Hind ve gök cisimleri üzerine çalıştığı El-Kanun el-Mesudi gibi eserleri, bilim tarihine önemli katkılar sağlamıştır.
Deney ve gözlemi vurgulayan bilimsel metodolojisiyle Biruni, modern bilim anlayışının öncülerinden biri olarak kabul edilir.
Farabi (870–950), Türk-İslam filozofu, mantıkçı, bilim insanı ve müzisyendir. "İkinci Öğretmen" olarak anılan Farabi, felsefe, mantık, siyaset bilimi ve müzik alanlarında önemli katkılarda bulunmuş, hem İslam hem de Batı düşüncesini derinden etkilemiştir.
Farabi, Aristoteles ve Platon gibi filozofların eserlerini incelemiş, felsefe ile İslam'ı uyumlu hale getirmeye çalışmıştır. "El-Medinetü’l-Fazıla" adlı eserinde ideal toplumun erdem, bilgi ve adalet temellerine dayalı bir yönetimle mutluluğa ulaşacağını savunmuştur.
Müzik alanında yazdığı *Kitab el-Musiqi el-Kebir* ile müziğin matematiksel yönlerini ele almış, onun insan ruhuna etkilerini incelemiştir.
950 yılında Şam’da vefat eden Farabi, İslam dünyasında felsefenin gelişimine öncülük etmiş ve Batı'da büyük bir iz bırakmıştır. Eserleriyle tarihin en büyük düşünürlerinden biri olarak kabul edilir.
Gazali (1058–1111), İslam düşünce dünyasının en önemli filozof, ilahiyatçı ve mutasavvıf isimlerinden biridir. Felsefe, kelam, tasavvuf ve hukuk alanlarında yaptığı çalışmalar, İslam dünyasında ve Batı’da derin etkiler bırakmıştır. "Tehafütü'l-Felasife" adlı eserinde filozofları eleştirmiş, "İhya-u Ulumiddin" ile İslam ahlakı ve tasavvufu birleştiren kapsamlı bir çalışma ortaya koymuştur.
Manevi bir kriz yaşayarak tasavvufa yönelen Gazali, ruhaniyetin ve içsel tefekkürün önemini vurgulamış, kelamı daha sistematik hale getirmiştir. Eserleriyle İslam mistisizmi ve düşüncesine büyük katkılarda bulunmuş, skolastik Batı felsefesini de etkilemiştir. Gazali, 1111 yılında doğduğu Tûs şehrinde vefat etmiş, İslam medeniyetinde kalıcı bir miras bırakmıştır.
Cezeri (1136–1206), İslam dünyasının en büyük mühendislerinden biri ve modern robotik biliminin öncüsüdür. Diyarbakır’da doğmuş, Artuklu sarayında mühendislik yapmış ve otomasyon ile mekanik cihazlar alanında önemli çalışmalar yapmıştır.
Katkıları
Mekanik ve Otomasyon: Su saatleri, su pompaları ve otomatik makineler geliştirmiştir.
Robotik: Filli Su Saati ve Mekanik Garson gibi otomatlarıyla robotik bilimine öncülük etmiştir.
Kitab-ül Hiyel: Mekanik cihazların çizimlerini ve çalışma prensiplerini içeren bu eser, mühendislikte temel kaynak olmuştur.
Cezeri'nin çalışmaları, modern mühendislik ve robotik biliminde ilham kaynağı olmuş, 1206’da vefat etmiştir.
Harezmi (tam adıyla Ebu Cafer Muhammed bin Musa el-Harezmi, yaklaşık 780 – 850), İslam dünyasında matematik, astronomi ve coğrafya alanlarında büyük katkılar yapmış bir bilim insanıdır. Cebir ve algoritma alanındaki çalışmalarıyla modern matematiğin temellerini atmıştır.
Erken Yaşamı ve Eğitimi
Harezmi, 780 yılında Harezm’de doğmuş ve Abbasi Halifesi el-Me’mun döneminde Bağdat’taki Beyt’ül Hikme’de çalışmıştır. Matematik, astronomi ve coğrafya gibi alanlarda araştırmalar yapmıştır.
Bilimsel Katkıları
Cebir: "Kitab el-Cebr ve'l-Mukabele" adlı eseriyle cebiri sistematik bir disiplin haline getirmiş ve ikinci dereceden denklemler üzerinde çalışmıştır.
Aritmetik ve Algoritma: Hint-Arap rakam sistemini tanıtmış ve algoritma kavramını geliştirmiştir.
Astronomi: Güneş, ay ve gezegen hareketleri üzerine çalışarak astronomik tablolar oluşturmuştur.
Coğrafya: "Kitab Surat al-Ard" adlı eseriyle dünya haritaları ve bölgesel koordinatlar üzerine çalışmıştır.
Etkisi ve Mirası
Harezmi’nin eserleri, Latince’ye çevrilerek Avrupa’da cebir ve matematiğin gelişimine büyük katkıda bulunmuştur. Modern matematiğin temel taşları olan algoritma, cebir ve ondalık sistemin gelişimine öncülük etmiştir.
Ölümü
850 yılında Bağdat’ta vefat eden Harezmi, "cebirin babası" ve "algoritmaların öncüsü" olarak anılmaya devam etmektedir.
İskoç hekim. 1928 yılında laboratuarında bir tür bakteri üzerine çalışırken kültür ortamında oluşan küf mantarının çevresindeki bakterilerin gelişemediğini gözlemledi. Bu küf mantarının bakterilerin çoğalmasını engelleyen bir madde salgıladığını saptayan Fleming bu maddeye "penisilin" adını verdi. Böylece bakterilere karşı antibiyotik kullanımını başlattı.
İskoç asıllı ABD'li bir mucittir. Bell ailesi, yıllar boyunca güzel konuşma üzerine çalışmalar yapmış bir aileydi. Bu ailenin bir üyesi olan Graham Bell, çalışmalarını sesin iletimi ve bu yolla iletişim kurma üzerine yoğunlaştırdı. Bu çalışmaların sonucu olarak 1876'da telefonu icat etti. Graham Bell sayesinde hayatımıza giren telefon, çağımızın en önemli buluşlarından biri sayılmaktadır.
Alman metorolog ve yerbilimci. Kıtaların kayması kuramını ortaya attı. Wegener başlangıçta tüm kıtaların Pangea adında tek bir kıta olduğunu sonradan parçalanıp dağılarak zamanla günümüzdeki yerlerine ulaştığını ileri sürdü. Kuzey Kutbu'nun araştırılmasına katkıları oldu.
Fransız matematikçi fizikçi ve felsefeci. Küçük yaşlardan beri bilimle uğraşan Pascal 16 yaşında "Konikler Üzerine Deneme" adlı kitabı yazdı. 18 yaşında bir hesap makinesi icat etti. Atmosfer basıncı sıvıların dengesi hidrolik pres aritmetik üçgen konularında birçok çalışması var. Fermat ile birlikte olasılıklar hesabını da buldu.
ABD'li astrofizikçi. Güneş Sistemi'ni barındıran Samanyolu'ndan başka gökadalar da bulunduğunu saptadı. Yaptığı gözlemler sonunda gökadaların aralarındaki uzaklıkla bağlantılı bir hızla birbirlerinden uzaklaştıklarını buldu. Bu evrenin genişlemekte olduğu düşüncesini destekleyen bir keşif oldu.
Türk kuramsal fizikçi. Matematiksel fizik ve yüksek enerji fiziği üzerine çalışmalar yaptı. Çalışmalarıyla 1968'de TUBİTAK Bilim Ödülü 1977'de Oppenheimer Ödülü 1979'da Einstein Madalyası ve ilerleyen yıllarda çeşitli kurum ve kuruluşlardan ödüller ve onursal doktoralar kazandı.
Kalıtımbilimin öncüsü Avusturyalı botanikçi. Bitkiler üzerinde yaptığı çalışmalarda bir türün özelliklerinin kalıtım yoluyla sonraki kuşaklara aktarıldığını buldu. Mendel'in öne sürdüğü ilkeler 20. yüzyılın başlarında yapılan deneylerle doğrulandıktan sonra kalıtım kuramının bütün canlılar için geçerliliği saptanarak biyolojinin temel ilkelerinden biri haline geldi.
İtalyan fizikçi ve buluşçu. İlk başarılı telsiz telgraf sistemini geliştirdi. Kısa dalga radyo iletişimi üzerine yaptığı çalışmalarla modern uzun erimli radyo yayımcılığının gelişmesini olanaklı kıldığı için radyonun babası olarak bilinir. Başka bilim insanlarının katkılarıyla geliştirilen radyo televizyonun bulunuşuna dek en önemli kitle iletişim aracı olarak kaldı.
Türk yerbilimci. Tüm Türkiye'de gerçekleştirdiği çalışmalar sonucunda ülkemizdeki deprem bölgelerini belirledi. Kuzey Anadolu Fay'ının yapısını inceledi ve tanımladı. Anadolu'nun batıya kaydığını ortaya koyan da odur. Çalışmalarıyla yerbilim alanında birçok bilinmeyeni aydınlatan Ketin bu alanda başarılı öğrenciler de yetiştirdi.
İskoç bilim adamı ve buluşçu. Geliştirdiği buhar makinesi sanayi devrimini başlatacak ve insanlık tarihinde yeni bir çığır açılacaktı. Watt ayrıca güç ölçümünü standartlaştırabilmek amacıyla bir atın belli bir sürede yaptığı işi ölçerek "beygir gücü" adını verdiği bir güç birimi tanımladı.
Alman gökbilimci. Dünya'nın ve diğer gezegenlerin eliptik bir yörüngede Güneş'in çevresinde dönmesiyle ilgili üç yasayı ortaya koydu. Copernicus'tan bu yana Dünya ve öteki gezegenlerin Güneş çevresinde dairesel yörüngelerde dolandıkları düşünülüyordu.
Alman fizikçi ve felsefeci. 1925 yılında kuantum mekaniğinin matris biçimini geliştirdi. Bu buluşuyla Nobel ödülü kazanan fizikçi asıl ününü 1927 yılında yayımladığı belirsizlik ilkesine borçludur. Ayrıca girdaplanmanın hidrodinamiği atom çekirdeği kozmik ışınlar ve temel parçacıklar gibi konularda önemli çalışmaları var.
Fransız kimyacı ve biyolog. Fermantasyon üzerine çalıştığı sırada mikropların kendiliğinden üremesinin söz konusu olmadığını gösterdi. Bazı içeceklerin uzun süre saklanmasını sağlamak üzere geliştirdiği yöntem "pastörizasyon" adıyla anılır. Şarbon aşısını keşfetti. Onu asıl üne kavuşturan kuduz aşısını bulması oldu.
ABD'li antropolog (insanbilimci). Okyanusya halklarıyla ilgili kültürel çalışmalarıylaadını duyurdu. Kadın hakları çocuk yetiştirme ahlak nükleer silahlanma ırklararası ilişkiler uyuşturucu kullanımı nüfus planlaması dünyadaki açlık gibi birçok sorunu inceledi ve kültürel farklılıklar konusunda yeni fikirler geliştirdi.
Alman kuramsal fizikçi. Kuantum kuramını geliştirdi. Termodinamik yasaları üzerine çalıştı. Kendi adıyla anılan Planck sabitini ve Planck ışınım yasasını buldu. Ortaya attığı kuantum kuramı o güne değin bilinen fizik yasaları içinde devrimsel ve çığır açıcı nitelikteydi.
İngiliz fizikçi ve kimyacı. 19. yüzyılın en büyük bilim adamlarından biri olan Faraday elektromanyetik indüklemeyi manyetik alanın ışığın kutuplanma düzlemini döndürdüğünü buldu. Elektrolizin temel ilkelerini belirleyen de odur. Klor gazını sıvılaştırmayı ilk kez o başarmış elektrik motorunu ve dinamoyu icat etmişti.
Danimarkalı fizikçi. Kuantum kuramını atom yapısının belirlenmesinde ilk kez uygulayarak kendi adıyla anılan atom modelini oluşturdu. Kuantum fiziğinin gelişmesinde 50 yıla yakın bir süre öncü rolü oynadı. Ayrıca atom çekirdeğinin sıvı damlacığı modelini geliştirdi.
Avusturyalı hekim. Psikiyatride "psikanaliz" adı verilen bir yöntem geliştirdi. Buna göre ruhsal sorunların kaynağını hastaların bastırdıkları ve bilinçaltına ittikleri sorunlarda aradı. Hastaların bilinçaltındaki duygularını yüzeye çıkarmaya dayalı "psikoterapi" adı verilen bir yöntemle hastalarını iyileştirmeye çalıştı.
Bini aşkın buluş yapan ABD'li buluşçu. Elektrik ampulü gramofon film gösterme aygıtı gibi buluşlarıyla günlük yaşamda vazgeçilemeyen aletlerin babası oldu. İlk deneylerine on yaşında başlayan Edison öldüğünde geriye bini aşkın buluş ve gözlemleriyle dolu 3400 not defteri bırakmıştı.
Alman fizikçi. Modern fizik çağını başlatan ve tıpta çığır açan bir buluş olan X ışınlarını buldu. Röntgen başlangıçta bu ışınların yapısını tam olarak anlayamadığı için onları bilinmeyen anlamında "X" olarak adlandırdı. Kağıt tahta alüminyum gibi opak maddelerin içinden geçebilen bu ışınlar sonraları Röntgen ışınları olarak anılmaya başlandı.
Pierre Curie (1859–1906), Fransız fizikçi, Sarbonne Üniversitesi'ni bitirdikten sonra bilimsel araştırmalara başladı.
1880 yılında piezoelektrik olayını keşfetti. 1893'te manyetizmanın sıcaklığa bağlı değişimini açıklayan "Curie Yasası"nı ortaya koydu. Bu yasaya göre, tüm ferromanyetik maddelerin manyetik özellikleri, "Curie sıcaklığı" adı verilen bir sıcaklık değerinin üzerinde değişir.
Eşi Marie Curie ile birlikte yaptığı araştırmalar sonucunda, 1898 yılında uranyumun bozunma ürünlerinden iki yeni elementi, polonyum ve radyumu keşfettiler. 1900 yılında radyumun yaydığı ışınların havayı iyonlaştırdığını gözlemleyerek, bu ışınların elektrik yüklü olduğunu kanıtladılar.
Pierre ve Marie Curie, bu çalışmalarıyla 1903 yılında Antoine Henri Becquerel ile birlikte Nobel Ödülü'ne layık görüldüler.
Stockholm yakınlarındaki küçük laboratuvarında nitrogliserin üretmeyi başardı ancak bir patlama sonucu kardeşini kaybetti. Daha sonra Vinterviken ve Hamburg yakınlarında yeni laboratuvarlar kurarak dinamiti ve ardından dinamit lokumunu icat etti. Nobel’in vasiyeti üzerine, ölümünden sonra edebiyat, barış ve bilim alanlarında "Nobel Ödülleri" dağıtılmaya başlandı.
Wright Kardeşler ilk motorlu uçağı yapan ünlü kardeşlerdir. Wilbur Wright 1867 yılında doğmuş 1912 yılında ölmüştür. Kardeşi Orville Wright ise 1871 yılında doğmuş 1948 yılında ölmüştür.

